14 Kasım 2008 Cuma

GEÇMİŞTEN BİR GÜNÜ TEKRARLAMAK

Bugün kafamı dağıtmaya gerçekten ihtiyacımın olduğu bir gündü. Yarım bıraktıklarımı tamamlamak için bilgisyarın başına geçtiğimde, geçmişte yazdığım bir kaç yazıyı okumak geldi içimden. Bir çok yazıyı önce word dosyasında ya da defterimde oluşturur sonra bloguma yerleştirmek üzere yeniden gözden geçiririm. Tesadüf mü demeli bilmiyorum ama bilgisayarımdaki dosyaların içinden okumak için seçtiğim ilk yazıydı aşağıdaki, yazının içeriğine tarih koymadığım için, dosyanın yaratılma tarihine bakarak vardığım sonuç Nisan 2008'de yazmış olduğumdu. İşin garip tarafı bu günü anlatan bir yazı yaz demiş olsanız, birebir olarak aşağıdaki metni yazacak olmam. Garip değil mi. Bu yazının altına fasulye diye de imza atmış olmama rağmen, her nedense bloğumda da yayınlamamışım. Öylece kalmış ve sanki bugünü beklemiş gibi. Bu nedenle gecikmiş olsa da yeni bir yazı yerine bu yazıyı paylaşmaya karar verdim bende.


"Garip bir gündü bu gün.. Belki ben günden daha gariptim kim bilir... Söylenenler değil de söylenemeyenler bunalttı beni bu ara galiba... İçimde konuşmaktan yoruldum... Herkese konuşulmuyor zaten öyle biliyorum.. Biliyorum da... Konuşarak rahatlarım ben aslında.. Daha da fazlası yazarak rahatlarım belki... İçim dışıma çıkınca rahatlarım en çok da... Bu ara içim içimde, içim içimi yiyiyor sanki... Söyleyemediklerim, söylemek istemediklerim olsa da, yine de bir anlatıp rahatlasam diyorum, duramıyorum...

Söylemek istemediklerimi yazmıyacağım aslında bu yazıda ... Söylemek istemediklerimi yazmayacağım ve rahatlamayacağım...O halde niye yazayım... ? Ben aslındalarım bana kalsın.. Keşkeleri hiç tanımam zaten.. Keşkiyeceğime hiç yapmam daha iyi... Yaşayamadıklarıma hayıflanmam da söylemediklerime hayıflanırım... Hani filmlerde olur ya dur gitme demek ister de diyemez bir türlü öyle bakakalır ardından gidenin.. Ona benziyor işte bu söyleyememek de bazen.. Bakakalmaya varmak...

Bazen git gelir bana..
Duramam bir yerlerde..
Bazen kal gelir..
Gidemem istesem de..
Ama bu ara sanki ne gelebilmek var ne gidebilmek..
Bakakalmak sadece hayata..

Bir satır arası okuyucusu lazım bana...
Öyle her çeşit okuyucu anlamaz halimden...
Anlatasım yok ama bilinesim var hesabı...
Alt yazılarımı görebilecek biri lazım...
Dublajcı izinde bu ara...
Seslendirme yapamıyoruz hayata..

Kamuflajım yırtıldı bu ara...
Saklanmak istesemde öyle ortalıkta hissediyorum kendimi...
Ben öyle hissediyorum da...
Yine de görünmüyorum bir şekilde ya
Bu daha da koyuyor adama...
Buna ne istediğini bilmemek deniyor galiba hayatta...

Ya mektup yanlış adresten geliyor...
Ya postacılar şaşırmış bu ara...
Ben var ya ben, ben aslında…

Hadi gene dökülmesin kelimeler, kilitli kalsınlar sandığımda…
Olurda etrafa saçılıp, üstlerine vazife olmayan anlamlar alırlar şimdi de, girmesin dur başım belaya…
Ne gelirse başınıza bazen çenenizden gelir ya..
İşte o hesap bi durum oluşmasın şimdi aman ha…"

Fasulye

4 yorum:

Nily dedi ki...

içimiz yaramaz bir çocuk gibi aslında , nazı sadece kendimize geçen yaramaz bir çocuk... keşke sus otur bakıyım çok konuşma yaramazlık yapma dediğimizde dinlese... bu keşke o keşkelerden değil ama:)

yasamladans dedi ki...

ne gelirse çenemizden gelir ama içimize ata ata patlamalar da çok büyük yaşanır.Sonuç yine çenemizden gelmiş olur.Yaşayarak öğrendim ama hala çenemi tutamıyorum :)

Fasulye dedi ki...

@nily evet haklısın içimdeki yaramaz çocuğa sözümü geçirmek zor oluyor bazen.. ama onu çok da bastırırsam bu sefer gözlerindeki hüzne dayanamıyor yüreğim.. onun saflığını masumluğunu açık etmeden koruyabilmek öyle zor ki oysa.
@yasamladans, bazen kelimeler kontrolsüzce hareket etmek istiyor galiba, içimizdeki pandoranın kutusu bazen öyle doluyor ki herşey dökülüp saçılmak istiyor sanırım bir anda.. ama yinede kelimelerin hesapsız kurşunlar gibi sağa sola saçılıp kendimize ve diğerlerine zarar vermemesini önlemek için, arada bir emniyeti kapalı mı diye kontrol etmek gerekiyor galiba :)

Adsız dedi ki...

blogu www.akpartiforum.com adresinde gördüm ve çok beğendim. Emeği geçelere teşekkürler