18 Aralık 2008 Perşembe

"ESKİDENDİ, ÇOK ESKİDEN", PEKİ YA ŞİMDİ

Murathan Mungan'ın yazdığı "Eskidendi, Çok Eskiden" şiirini Sezen Aksu'nın eşsiz yorumundan dinlemişsinizdir diye umuyorum. Daha önce de okumuş olmama rağmen bu gün mailime gelen değerli köşe yazarı Bekir Coşkun'un yazmış olduğu "Arada Kalanlar (21 Ekim 2006- Hürriyet)" yazısını okuyunca aklıma geldi..

Gerçekten arada kalmışlığımızı sade bir şekilde dile getirmiş Coşkun ve yazdığı 2006 yılından bu yana hiç bir değişen olmamış ne acı ki.. Arada kalmışlığımızın yükü omuzlarımızda devam ediyoruz hayata.. 70-80'li yıllar fantezileri yapıyor, bir sene boyunca etkinliklere tema yapıyoruz geçmişimizi. Bu gün elimizde bir şey kalmadığından mı, yaşımızdan mı bilmiyorum. Murathan Mungan'ın şiirinde iki cümle çok vuruyor beni bu yüzden belki..

"Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken"
"Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken"

Yazıyorum ve düşünüyorum ya şimdiyi yaşamak lazım diye bu aralar, böyle yazılar okuduğumda ise geçmişten bu güne getirmek zor oluyor zihnimi gerçekten. Geçmişi güzel yapan koşullar mı, gençliğim miydi kestiremiyorum ama yine de bu günüme hasret taşıması, kendimi o günlerde unutmuş olduğumun göstergesi mi acaba..

Çocuklar gibi zaman nedir bilmediğim zamanlardan beri ne değişti bugüne, kim öğretti bu zamanı bize bu kadar. Kurulu saatler gibi, planlı yaşamaya nasıl başladım böylesine, dakikaları saymayı kim iteledi hayatıma.. Saate bakmaktan, önümü göremez mi oldum acaba? Biyolojik bile bir saatimiz var artık.. MFÖ'nün dediği gibi mecburenlerimizin gardiyani zaman artık. "Sabah uyanmalıyım" oysa sadece "yedide uyanmalıyım" değil, "işe zamanında gitmeliyim" olmamalı ilk kaygım, "güzel bir gün başlıyor" diyebilmeliyim kendime. "Nasıl yetişecek bunca iş?" olmamalı masama geldiğimde aklımdaki ilk soru, "hadi bakalım, sıva kolları" demeliyim kendime. Bakış açımı değiştirmeliyim belki bu yüzden. Hayatımı dakikalarla planlamamalıyım, akışına bırakmalıyım, bu gün yapılacaklar listem olmamalı, bu gün yaşanacaklar özlemim olmalı içimde.

"Arada Kalan" nesilden bir kaos kalacak geleceğe yadigar. Zaman nedir bilmeyen çocuklarımız var mı bizim, yoksa minik ellerinden tutup zamanla çoktan yüzleştirdik mi onları da kendimiz gibi.

Şarkılar incitiyor bu aralar beni sahiden de, gözlerimin dolduğu an çok oluyor bu nedenle gün içinde. Bir anısı var diye mi sanıyorsunuz, değil oysa. Sadece ben zamanın esiri yaşamaya devam ederken, neler kaçırdımı vuruyorlar yüzüme belki kadar. Eski şarkıları daha çok seviyor olmam, dinlediğimde o günlerin tadını günüme taşıyacağımı sanmamdan sanırım. "Ne güzel günlerdi"den, "Her şey çok güzel olacak"lardan sıyrılıp anı yaşamayı unutmuşuz çoktan. "Peki şimdi ne oluyor"u düşünüyor musunuz siz de benim gibi.

Ben ülkemin geleceğine değil, bugünlerine inanmak isiyorum, tıpkı kendi geleceğimin güzel olacağından çok, bu günümün güzel olacağınan inanmak istediğim gibi.

Aşağıdaki ikilileri okuduğunuzda hangisi acıtıyor içinizi, ben söyleyeyim birinci sırada olanlar. Neden biliyor musunuz, benden öncekilerin anlamlandırdığı bu kelimeler, yaşadıklarının tadını aktarıyor bana, oysa o tat da yaşamadım ben belki de bunların hiç birini. Tadı damağımda değil, kursağımda kaldı çoğunlukla. Onlar gibi olamadan ikinci kelimelerle yüzleşmem gerekti. Yine yaşayamadan. Annemin çeyiz sandığından çıkanlarla, fashion tv arasında sıkıştım belki bu yüzden. Kendi gardrobum olamadı hiç bir zaman.

"Alın teri" ile "Kolay para",
"Aşk" ile "Flört",
"Meyhane" ile "Reina",
"Ucu parfümlü mektuplar" ile "E-posta"

Sorsalar bana şimdi hangisi diye, sanırım hepsinde birinciyi seçerim. E seçeceğime yapayım, ne duruyorum öyle değil mi?

"Alın ter"imle kazandığım parayla, "aşk"ıma, "ucu parfümlü bir mektup" yazıp, "meyhane"ye gidelim mi diye soracağım :) Bakalım ne diyecek?

Fasulye

5 yorum:

sufi dedi ki...

Yeni gençlik nostaljiyi iyi biliyor.Bizler senin birincilerini yaşamış olanlardan olduğumuz için o güzellikleri daha iyi anlayabiliyoruz.Ancak bizler anne ve babalarımızın geçmişlerine hiç özenmez ve çağ dışı görürdük onların tercihlerini.Şimdi düşünüyorum şimdiki gençler mi daha anlayışlı sevecen, yoksa bizler miydik kendini çok bir şey sanan?sevgiler güzel ruh.Dilek

içimden geldiği gibi... dedi ki...

kafama takıldı üst kısımdaki boşluğu özelliklemi bıraktınız? ilk girişte yazı yok sandım..

Fasulye dedi ki...

@içimdengeldiğigibi üstte boşluk mu var.. bende gözükmüyor :(

özlem dedi ki...

Bir gün gelecek onlar da kendi çocukluk ve gençlik dönemlerin özleyecekler.
Bu insanın doğasında var sanırım.
Yine güzel bir yazı okudum sevgili Fasulye.
Sağolasın...

Fasulye dedi ki...

keşke özlediğimiz değerleri koruyabilsek de çocuklarımıza kalsa değil mi :) ama ne yazık ki insanoğlu çabuk tüketiyor her şeyi.. özellikle güzellikleri..