23 Şubat 2010 Salı

DAHA NE BEKLİYORUM?

Güpe gündüz sokaktayız, en yakın arkadaşımı hırpalıyor mahallenin çocukları. İlk dalaşmaları değil bu aslında, daha önce hep sözlü sataşmalar olmuştu. Bir kaç sert restleşmenin ardından çekip gidiyorlardı. İri kıyımdır arkadaşım, güçlü kendine güvenli bir çocuk. Diğer mahallenin çocukları bile çekinirler ondan. Kendimi güvende hissederim onun yanında, gücünü göstermeyi seviyor olmasına kızmama rağmen korur daima beni, güvenirim. Dostumdur. Hataları olacak elbet, hangimizin yok ki.

Güpe gündüz sokaktayız, bir anda çıkıp geldiler arabaların arkasından, çekip kolundan ortalarına aldılar onu, kollarından yakalamış savuruyorlar. Sonra sırayla vurmaya başladılar, bir daha, bir daha... Bakamıyorum.. Sıktığım yumruklarım canımı yakıyor seyrederken onları, arkadaşımı kurtarmalıyım, onlar kalabalık ben ise tek başımayım.. Tırnaklarım batıyor avuçlarıma artık.. Omuzlarım yukarı doğru kalkmış, kollarım aşağı doğru gergin ve düz.. Cesaretle, korku arasında bir noktada bedenim.. Seyrediyorum arkadaşımı hırpalayışını diğerlerinin.. Daha ne bekliyorum?

Daha önce beni korumak için aynı çocuklara diklenişi geliyor aklıma, öne doğru bir adım atıyorum.. Sonrasında omzuma doladığı kolunun verdiği güven.. Kurtuluşum, gülümseyerek uzaklaşışımız ve o kahramanlık hissi..

Kırıldığım bir başka an beliriyor hemen gözlerimin önünde.. Gücüne güvenip bana koyduğu katı kurallar, kabul sınırlarımı zorlayışı.. Senin doğrun benimki olmak zorunda değil diye haykırdığım anlar yüzüne.. Yanağımda hissettiğim o korkuç acı, bana attığı o yumruk.. Bir adım geri atıyorum yeniden..

Günlerce görüşmemelerin ardından, apartmanın önünde karşılaşıp önce hafiften başlayan sohbetle yeniden oyuna dalışlarımız geliyor gözümün önüne.. Dostluğum, kişisel değerim..

Dudağından sızan kanı görüyorum.. Yine de başı dik mağrur, kaçmıyor, havaya da savursa yumruklarını, ne ağlıyor, ne yardım istiyor..  Ben duruyorum oysa.. Seyrediyorum yanlızca, ne yapmam lazım kesiremiyorum? Yardım mı istemeliyim..? Çığlık mı atmalıyım yoksa?

Göz göze geliyoruz bir an.. Bakışlarımı yere indiriyorum.. Yüreğimde bir ince sızı, yumruklarım hala sımsıkı..  O olsa asla beklemezdi, çoktan girmişti kavgaya biliyorum. Canım yanacak, korkuyorum. Biraz daha beklersem dostumdan olacağım.. En fazla yiyeceğim bir kaç yumruk oysa şu an.. Yok duramayacağım daha fazla... Karışıyorum kavgaya.. Bedenim ağırlaşsa da yediğim yumruklardan, ruhum hafifliyor..

Anlıyorum "değerlerime sahip çıkmak için mükemmel olmaları gerekmiyor... "

Bunları hissediyorum gazete başlıklarını okurken.. En yakın arkadaşımı dövüyor mahallenin çocukları, güvenliğimin garantisi, koruyucumu tartaklıyorlar gözlerimin önünde. Tırnaklarım batıyor avuçlarıma artık.. Omuzlarım yukarı doğru kalkmış, kollarım aşağı doğru gergin ve düz.. Cesaretle, korku arasında bir noktada bedenim.. Seyrediyorum arkadaşımı hırpalayışını diğerlerinin.. Daha ne bekliyorum?


Fasulye.

8 yorum:

Sishyphos dedi ki...

sözün bitip tıkandığı yer mi?
hah orası işte.

gereksiz adam dedi ki...

e düşünene kadar arkadaşa olan olmuştur, artık düşünmeye gerek yok. bari bi ilk yardım çantası bulup kanlarını temizlesin..

Adsız dedi ki...

sis sorma ahh sorma..

arkadaşım güçlüdür gereksiz adam.. ona guvenim tam.. ama ardında durmam şart.. boynumun borcu..

fasulye

Sishyphos dedi ki...

Niye yazmıyosun bakiim sen ??

Adsız dedi ki...

:)) yazicam.. moladayım..
fasulye

elifin terazisi dedi ki...

Kahretsin ,hepimiz seyrediyoruz!!!

stuven dedi ki...

artık bir çok şeyi görmezden geliyoruz. banane diyoruz ama benim hala umudum var...

blogunuza bö2010 da rastladım ve oyumu verdim. bol şans.

manarex dedi ki...

teşekürler...