19 Nisan 2010 Pazartesi

SORUYORUM

Bir süredir güncelden uzak durmaya çalışmama rağmen, sadece bir gün gazete okuyarak bile içim şiştiğinden yazacak pek çok konu yığıldı kafamda.. Bunlardan biri de geçtiğimiz Cumartesi gününe ait gazetelerde yer alan "Hıristiyan öğrenciye 'şahadet' dayağı iddiası" başlıklı haberdi.

Olay Diyarbakır'da bir okulda geçiyordu, aynı zamanda din öğretmeni olan müdür yardımcısı, tenefüste eline bir böcek alıp arkadaşlarını korkutan beşinci sınıf öğrencisine zorla "kelime-i şahadet" getirtmeye çalışmıştı. Bir başka gazeteye göre ise öğrenci nüfus cuzdanında dini islam yazdığı için zorunlu olarak din derslerine katılıyordu ve öğretmenin öğrencinin dininin İslam olmadığından haberi yoktu. Bu nedenle dersi Hristiyan olduğunu söyleyerek öğrenmek istemeyen öğrenci sürekli baskı görüyordu. Gazetenin verdiği bilgiye göre öğrencinin ailesi bundan iki yıl önce din değiştirerek Güneydoğunun tek Protestan kilisesine katılmıştı.

Öğretmen, öğrenci velisinin durumdan şikayetçi olması üzerine, dayağın söz konusu olmadığını sadece bağırdığını dile getirerek kendini savunmuştu. Olay üzerine öğrencinin ailesi, çocuğun nüfus cüzdanında yer alan “Dini : İslam” ibaresini "Dini : Hristiyan" olarak değiştirtip ardından okula dilekçe vererek, öğrencinin din derslerine girmemesini sağlamıştı. Gazete öğrencinin elinde yeni nüfus cüzdanı ile resmini gozleri bulanıklaştırılmış olarak vermişti.

Bu haberi okuduğumda aklıma o kadar çok şey doluştu ki, hani olayin neresinden tutsam elimde kalıyordu sanki.

Din Değiştirmek ve Devletin Fonksiyonu

Bir kere eskiden olsa "Doğu"da diyeceğim, ama şimdilerde ülkemde demek durumundayım, yaşayan bir ailenin, Müslümanlık’tan, Hristiyanlığa geçmiş olması cesaret işiydi bana göre, yakın zamanda Elveda Rumeli dizisinde seyrettiğim sahneler geldi aklıma bir anda. Dinlerini değiştirmişler, ama nüfus cüzdanlarında bunu belirten herhangi bir adım atmamışlardı belli ki, ta ki gerekene kadar ya da belki çocukların nüfus cüzdanlarında bu tür bir girişimde bulunmamışlardı.

Hep kafama takılmıştır zaten, neden dinimizi devlete söylemek zorundayızdır? Ya da bir başka açıdan bakacak olursak, devlet benim dinimi onaylamaya neden yetkilidir? Söz gelimi Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkede yaşayan Müslümanların kaydını tutar da, din değiştirildiğinde toplamdan bir mi düşer? Benim bildiğim Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş amacı bu değildir. Zaten nüfus işlerine de onlar bakmaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temel ilke ve hedefler konulu sayfasının ilk paragrafı aşağıdaki gibidir.

“Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek (Anayasa md. 136), İslam Dini'nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu ydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek. (633 S.K. md.1).”

Bu girişten de anlayacağımız gibi Anayasa da bile yeri olan Diyanet İşleri Başlanlığı'nın yegane görev kapsamı İslam dini ile sınırlıdır. Bu da zaten, zaman zaman gündeme gelen farklı bir tartışma konusudur. Laik olan devletimizin sadece İslam dinine hizmet eden bir kuruluşu mevcuttur. Bu nokta da "diyanet" kelime olarak "İslam Dini Yasal Düzenleyicisi" anlamına mı geliyor bilmemediğimden Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakma ihtiyacı hisediyorum.

“Din kurallarına tam bağlı olma durumu” ve “Din” olmak üzere iki tanım verilmiş. Bu tanımda İslam ibaresi yer almadığına göre ve Diyanet’de bir kamu kuruluşu olduğuna göre,  bu ülke topraklarında yaşayan tüm insanların dini işleriyle sorumlu olması gerekmez miydi? Sadece İslam ile ilgileniyor olması devletin resmi dininin İslam olduğu anlamına mı geliyor?  Devletlerin dini olur mu sahi? Benim bildiğim, hayır! Ayrıca dinin semavi olması gibi bir zorunlulukta yok diye biliyorum.

Din, daha doğrusu semavi olan din yüce Allah ile inananın arasında olduğuna göre de devletin vatandaşlık bilgisi başlığı altında tuttuğu kayıtlarda hangi dine mensup olduğumun ne ilgisi vardı? Diyanetin ülkede kime hizmet edip kime hizmet etmeyeceği sonucuna mı varılmaya çalışılıyordu acaba? Tıpkı eskiden boşanan kadın ve erkeklerin nüfus cüzdanlarında "Medeni hali : Dul" yazması gibi, Devlet sizi eşit tutmakla yükümlü iken kafadan yaftalamış olmuyor mu özünde?

Örnek olayımızda olduğu gibi de inanış şeklinizin devletinizin belirlediği bir inanç dışında olduğunu da yine devlete onaylatarak kamu kuruluşlarında, ki örneğimizde bir okul, muafiyet kazanılabiliyordu. Böylece devletin onayı ile öğretmenin öğrenci üzerindeki baskı hakkı ortadan kalkabiliyordu. İlahiyat fakültelerinde tek dinin İslam olduğu mu öğretiliyordu?

“Din Kültürü ve Ahlak Dersi”

Okullarda hali hazırda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi başlığı altında okutulan dersin amacı, devletin kafadan İslam saydığı bir grup çocuğa İslamiyeti mi öğretmekti. O halde adı neden İslam Kültürü dersi değildi doğrudan, madem ki İslam dışında bir dine mensup olanların muafiyet hakkı vardı bu dersten o halde adı değiştirilmeliydi bana göre.

Ayrıca Din Kültürü, toplumsal kültürün bir parçası olarak öğrencilere öğretilmek amaçlanması gerekirken, en hakiki müslümanı yetiştirmek Din öğretmenlerinin sorumluluğunda mıydı? Onların en hakiki müslümanlıklarını devlet mi ölçüyordu? Dersin Ahlak Bilgisi kısmında öğretilen insanlara saygı ve sevgi bağırmak suretiyle mi pratiğe dökülüyordu?

Bir eğitimcinin savunması, “Dövmüyorum, bağırıyorum” mu olmalıydı...?

Toplumsal Yaşama Katkı

Çocuklarımızın ve gençlerimizin öğretimin yanı sıra sosyal yaşamın parçası olmayı öğrendikleri okullarda dini İslam dışında olan öğrenciler, dini İslam olan öğrencilerin zorunlu tutuldukları bir ders saatinde tecrit amaçlı olarak, serbest bırakıldığında, sınıftaki diğer öğrenciler ne hissediyordu? Henüz soyut kavramları yeni gelişmekte ve hatta oturmamış olan bir grup çocuk, Hristiyan olmanın bir dersten yırtmak için harika bir kaçış olacağını düşünmüyor muydu acaba? Benim mi içim çok fesattı yoksa..

Okuldaki her çocuğa dinini öğrenme şansı verilirken, Hristiyan olan çocuğa bu şansın verilmemesi eşitlik ilkesine uyuyor muydu? Hem laik, hem adil olunabiliyor muydu daha ilkokul sıralarında, olunamıyordu belli ki..

Bir grup çocuk bunu dersten kaçma olarak algılarken, kalan bir kısmıda acaba dersten uzaklaştırma olarak algılıyor olabilir miydi? Yani başka dinden olan arkadaşlarının kendi mahrem ve kutsal din derslerine alınmaması gibi değerlendiriyor olabilir miydi acaba?

Basın ve Toplumsal Sorumluluk

Olayın kahramanı çocuğun elinde yeni nüfus cüzdanı ile çekilmiş resmini gözlerini bulanıklaştırarak verilmesi genellikle suç unsuru taşıyan durumlarda uygulanan bir yöntem olması nedeniyle ne kadar sağlıklı bir şey kafama takıldı? Amaç çocuğu korumak mı? O halde neden resmi var hem de kimliği ile birlikte ? Yoksa inceden inceye devletin resmi dini dışında bir dine geçmiş olan bir afacanı mı mimliyoruz? Bilemedim, anlamadım.

Kur’an Ne Diyor?

Kur’an din İbrahim ile başlar diyor. Dinlerini fırkalara, mezheplere böldüler diyor. Merak ediyorsanız açıp okumanız gerekli. İlgili ayet numaralarını isteyen olursa ayrıca verebilirim. Ama bunun yerine herkesin ben Müslüman’ım demeden önce, açıp Kur’anı hatmetmek değil, okuyup anlaması gerektiğine inancımdan böyle bir şey yapmayacağım.

Ey ademoğulları, semavi dinler adı altında toplanan kitaplar aynı Allah’ın kitaplarıdır. Son kitap ve İslam’ın temel kaynağı olan güzel Kur’an dini bölmemek ayrıma gitmemek konusunda ayetler ile doludur. İslam dinine inanıyorsanız, Allah’ın tüm peygamber ve kitaplarını da kabul etmek zorundasınız. Allah ile inanan arasında kalması gerekli bir konuda, kişilerin değerlendirmek de, Allah’ın dinleri arasında ayrıma gitmek sizi de aşar beni de..

Acaba çoğumuz bu ülkede "kulağımıza doldurulan müslümanlığı" yaşamayanları, bir kısmımızın da "Türk kökünden gelmediğini düşündüklerini" istemedikleri gibi, istemiyorduk da, bahane mi arıyorduk? Ülkede sadece bu iki grup kalınca "kulağımıza doldurulan müslümanlığı yaşayan saf Türkler"i mi ayıklamaya başlayacaktık ?

Peki Atatürkçü olmayanları istemeyenlerin durumu ne olacaktı? "Kulağımıza doldurulan müslümanlığı yaşayan saf Türkler" ile, "Atatürkçülüğü dinsizlik sanan saf Türkler" mi didişecekti o zamanda..?

E insanım, aklım takılıyor haliyle, soruyorum..

Fasulye

2 yorum:

gereksiz adam dedi ki...

bir dilekçeyle istenildiği kadar din değiştirebilir ya da nüfus cüzdanında ki din kısmını boş birakabilirsiniz ama bütün nüfus müdürlükleri belki de benzer hoşgörüyle karşılamayabilir durumu.. kaldı ki "kime ne benim dinimden" mantığında çokça haklısın..

velhasıl durum budur ama...

sufi dedi ki...

İnsanı insandan mezhep ırk renk gibi faktörler çerçevesinde ayırmak dinimizce körlüktür aslında. "Hz. İbrahimin yolundan gidin" der kuran.Onun için bile ali İmran suresi 3/67 "İbrahim, hanif bir müslümandı" ibaresini kullanır.Herkesin inancı kendine de bir de bunu koyu müslümanım diyenler bir öğrense sevgilerimle tontini.