24 Şubat 2009 Salı

GİZEMLİ MISIR GÜNCESİ (5)

Krallar Vadisi ne kadar çok belgesel izlemiş, ne kadar çok şey okumuş olursam olayım, daima büyülü bir yer olarak canlanmıştır gözümde.. Daha yaklaştığımda hissedeceğimi umduğum bir gizemdi bu, belki yorgunluktan belki günümüzde sadece yığılmış toprak birikintilerinden ibaret bir görüntü sergilediğinden bilinmez, beklediğim heyecanı başlangıçta veremedi bana. Oysa bu vadide yatan bedenler bir zamanlar Mısır'ın tek hakimi olarak, sevdiğim bu toprakları yönetmişler ve uzun uzadıya yapılan törenlerle buradaki ebedi yataklarına uzanmışlardı birer birer..

Herşeyi yaşamak ve hissetmek için çok azdı zaman.. Her birinin başında, batıda kayboluşlarını hayal edecek kadar oyalanabilmek isterdim gerçekten.. Firavun olmalarının ötesinde, hepsi birer hikayeydi.. Gösterişli, heyecanlı ve büyüleyici yaşamları olmuştu.. Şimdi bir arada sessizce bekliyorlardı bu vadiyi.. Yaşadıkaları görkemden geriye sadece yığılmış çakıl tepeleri ve dört köşe mezar girişleri kalmıştı bizlere..

Rehberimiz görmek isteyebileceğimiz büyük firavunların mezarlarını nasıl bulabileceğimizi bize tarif edip, vadinin kapısında buluşmak üzere bizden ayrıldığında, sona sıkıştırmak istemediğim Tutankamon'u ziyaret etmek için heyecanlanıyordum. Hala grupta neden kimsenin onu ziyaret etmek istemediğini anlayamamıştım.. Ama yıllardır belgesellerde ölümüne dair kurgulanan senaryolar ve belgeseller izlediğim bu genç firavun benin listemin başında yer alıyordu.. Onu ebedi ikametgahında görmek fikrinden vazgeçmeye niyetim yoktu.

Tutankamon gerek ailesi, gerek kısacık yaşamı, gerekse mezarı neredeyse bozulmadan açılabilen bir firavun olması nedeniyle hakkında oldukça fazla bilgiye sahip olduğumuz, günümüzün en popüler firavunlarından biriydi ne de olsa..


Hep birlikte mezara inmeden önce genç firavunun hikayesini kısaca hatırlayalım istiyorum..

Tutankhamun ya da Tutankamon (Amun`un yaşayan resmi ve Amun şerefesi adına) Mısır'lı bir firavun. M.Ö.1333- 1323 yılları arasında hüküm sürmüştür. Asıl adı, Tutankhaton'dur. Tektanrılı Aton dinini kuran, IV. Amenotep (Akhenaton)'in oğludur. Babası ölünce, başka bir anneden olan yarı kızkardeşi Ankhesenamen ile evlenerek tahta çıktı. Saltanıtının ilk çağlarında, Mısır'ın eski çoktanrılı dinine dönüş yaşandı. Kendisi de Tutankhaton adı yerine Tutankhamun adını aldı. Böylece, IV Amenetep'in kurduğu Aton dini söndü.

O pek çoklarının söylediği gibi bir çocuk kraldı.. Belki de mezarı hiç ellenmeden bulunmamış olsaydı, bu gün onu tanıyan bunca insan olmayacaktı yeryüzünde ve vadinin en sessiz, en uğranmayan köşelerinden birinde yatıyor olacaktı.. 9 yaşında tahta çıkmış ve tahminlere göre ise 18-20 yaşında hayata veda etmişti. Önünde daha önceki firavunlardan çok farklı bir baba modeli vardı. 9 yaşında bunun ne kadar ayırımında olduğu bilinmez ama Tutankamon Mısır'da tek tanrılı dini getirmiş bir firavunun oğluydu. Annesi Mısır'ın en güzel kadınlarından biri, büstü ile hala pek çok yerde boy gösteren Nefertiti idi.. Radikal uygulamalar yapan bir baba ile tüm ülkenin en güzel kadının oğlu olarak yaşadığı kısacık yıllar boyunca belki gölgede kalmış olan Tutankamon ancak binlerce yıl sonra belkide özlediği ilgiye kavuşmuştu kimbilir?

Akhenaton'un Mısır'daki pek çok tanrıyı hiçe sayarak tek Tanrılı dine geçişinin hikayesi bu yazı dizini aşacağından onun ayrı bir yazıya bırakmayı uygun görüyorum. Güzelliği dillere destan olan Nefertiti'nin de.. Bu yazıda hakkettiği gibi Tutankamon'dan bahsedeceğiz sadece..

Daha öncede söylediğim gibi tahta çıktığında küçük bir çocuktu.. Yarı akrabası olan eşi Ankhesenamen ismini ise Mumya filmlerinden hatırlayacaksınız. Hollywood'un bize söylediği gibi Ankhesenamen filmdeki rahip Imothep'in sevgilisi firavun eşi değil.. Bizim genç kralımızın eşiydi.. Imoteph ile Tutankhamon'un yaşadığı yıllar arasında epeyce bir fark var.. Yeri gelmişken Imoteph Mısır'ın en büyük rahiplerinden biri olmakla beraber, filmdeki gibi Mısır'a zarar veren değil aksine onu medeniyet anlamında yükselten pek çok başarıya imza atmıştı..

Evet sanırım genç kralın kaderinde daima öne çıkan başkalarının olması vardı. Hayatının aşamalarından bahsederken bile kendisinden çok öne çıkan aile bireylerinden bahsetmeden geçemiyoruz çünkü..

Tutankhamun'un çağı barış içinde geçti. Çok genç yaşta ölen bu kraldan sonra, babasına vezirlik, kendisine de küçüklüğünde naiplik yapmış olan Ay, dul kraliçe ile evlenerek tahta çıktı.

Firavun mezarlarından sadece biri istisna olarak hiç soyulmadan günümüze kadar gelebilmeyi başarmış.Tutankamon’un mezarı. Dünya tarihinin en büyük arkeolojik keşfinin, “Tutankamon’un mezarının ortaya çıkarılması” olduğu söylenegelir. Oysa ki Tutankamon, Mısır tarihinin çok önemli firavunlarından biri değildir.Ramses hiç değildir. Peki arkeolojik açıdan onu bu denli önemli kılan olay nedir? genç yaşında hayata gözlerini yuman firavun olmasının etkisi vardır elbette,onu diğer tüm firavunlardan ayıran esas özellik, mezarı hiç soyulmayan ve tüm hazinesi günümüze kadar ulaşan tek firavun olmasında gizlidir. Yani mezar hırsızlarının gözünden kaçırdığı bir ayrıntı olmasa Mısır tarihi içinde onca önemli firavun varken bugün Tutankamon’un pek de esamesi okunmayacaktı(Mısır hükümeti ülkenin tanıtımında Tutankamon’un yüz maskesini kullanıyor.) Tutanhamun'un mezarını 1922'de İngiliz arkeoloğu Howard Carter buldu. Mezarında Mısır tarihini aydınlatan belgeler, çok değerli sanat eserleri vardı. Bazı kaynaklar bu firavunun rahip tarafından öldürüldüğünü yazar ancak mezardaki mumyanın bulguları ünlü firavunun genç yaşında ölmesi sebebinin bacağındaki kırıklar olduğunu belirtir. Tutanhamun'un zehirlendiği söylentisi de vardır. Mumyasını bulan ve ilgisi olanların da çok yaşamadığı boş rivayetler arasındadır. Gerçekten de bu firavunun çok genç yaşlarda çıktığı tahta yirmili yaşların başında veda ettiği bilinmektedir. bulunanlar arasında Tutankamon'un kolyesini incelemeye alan De Michele değerli bir taş olduğu varsayılan bu kolyenin aslında camdan olduğunu ve Mısır uygarlığından çok daha önce yapıldığını ortaya çıkardı. Söz konusu camın ancak çok yüksek bir sıcaklıkta meydana gelebileceğini, bu sıcaklığa ise yeryüzünde ulaşmanın mümkün olmadığı öne sürüldü. Uzaydan gelen göktaşlarının daha önce gökyüzünde şiddetli patlamalara yol açtığı ve benzer bir patlamanın da Mısır çöllerinde gerçekleşmiş olabileceği belirtiliyor. Ancak, camın bulunduğu bölgede meteora kanıt olabilecek herhangi bir bulgu yok. “Tutankamon’un kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının tesirinin on binlerce katı bir patlamanın meydana gelmiş olması gerekiyor. Esas soru, bu şiddete ulaşacak patlamanın yeryüzündeki kaynağı nedir?” - vikipedi..

Turun son gününde Kahire Müzesi ziyaretimizde döneceğimiz Tutankamun hazinelerinin muhteşemliği ile ilgili duygu ve düşüncelerimi ilgili bölüme bırakarak, hayatımda göreceğim ilk mumyaya doğru yolculuğumuza devam ediyoruz..


Mezar girişinde yer alan küçük avlunun önüne geldiğimizde, Tutankamonun mezarına gireceğimizi gösteren yıpranmış sarı levha Eski Mısır'ın ihtişamına hiç yakışmıyor olsa da, az sonra lanetli olduğundan tutun da, kafa röntgenleri çekilerek ölümü hakkında bir çok senaryolar yazılan gerçek bir firavunla yüzleşecektim.


Küçük avluda Tutankamon hakkında kısa bilgiler içeren tabelayı incelemek ancak mezardan çıktıktan sonra aklıma gelecekti. Avlunun köşesinde aşağıya doğru inen merdivenleri gösteren görevliye uyarak o bölüme doğru ilerledim.

Merdivenlerin hemen başında mezardan çıkıp çıkmadığına emin olamadığım kırık çanak ve çömlekler yer alıyordu. basamak yerine üzerinde kesitler oluşturulmuş dar tahta yoldan mezarın içine inen yokuşda yürümeye başladım. Kısa bir iniş yolculuğunun ardından mezar odasına girmiştim. Kapının hemen sol tarafında yer alan mumya, cam bir kutunun içinde yatıyordu. Üzerindeki örtüden sadece kafası ve ayakları açıkta kalmıştı. Bu camdan tabutu gördüğümde nedense aklıma uyuyan güzel masalı geldi.. Ama sanırım onun Tutankamından daha sevimli bir görünüşü olmalıydı ki prens tarafından öpülerek uyandırılmıştı.



Mumya daha çok yanmış hissi uyandıran siyah renkteydi.. İskeletine yapışmış derisine bakarak hayattayken sahip olduğu dış görünüşü hakkında fikir edinmek pek kolay değildi. Bir süre mumyayı seyrettikten sonra kısıtlı olan zamanımı bu mezar odasında tüketemeyeceğimi hatırlayarak, duvarları incelemeye başladım. Muhtemelen ölüler kitabının parçaları olan rölyefler, renklerini tam kaybetmemişlerdi. Elimde ölüler kitabının orjinal bir kopyası olsaydı, tüm duvar resimlerini tek tek inceleyerek düşüncelere dalmak isterdim aslında. Ama ne yazık ki kısıtlı zamanda ziyaret etmem gereken üç firavun mezarı daha vardı. Bu nedenle tüm kalma isteğime rağmen az önce heyecan içerisinde indiğim yokuşu tırmanarak açık havaya çıktım. Hazinelerle dolu olduğu anları da gözümle görmek isterdim şimdi resimlenmiş dört duvardan oluşan bu mezarın.. En azından mezarın orjinal halinin bir kopyası yapılarak ziyarete açılmış olsaydı, bizler de o eski çağlara yeniden giderek bir kral mezarının nasıl dekore edildiğini kendi gözlerimizle görme şansına sahip olabilirdik diye düşünüyorum. Sanıyorum Mısır'a bir Walt Disney gerekiyor bu anlamda :)


Aklımda tüm bunlarla, labirent hissi uyandıran vadideki tabelalara bakarak rehberimizin girişte bize tarif ettiği diğer mezarlara doğru uzaklaştım çocuk kralın mezarından.


Daha önce de söylediğim gibi Mısır da turizm sezonu ancak kış mevsiminde gerçekleştiğinden ve okulların yarı yıl tatili ülkemizle aynı döneme denk geldiğinden, etrafta çok sayıda yerli ve yabancı turist vardı. Vadideki mezarlara girebilmek için kuyruk beklemek zorunda kalıyordunuz bu nedenle. Bu da zaten kısıtlı vaktinizin hepten kaybolmasına neden oluyordu. Mısır ne kadar koşturursanız koşturun asla bir haftaya sığmayacak kadar merak uyandıran büyük bir ülke, bu nedenle en kısa zamanda yeniden giderek, daha çok kalmayı arzuladığım pek çok yerle, görmediğim diğer yerleri görebilmek için planlar yapmaya başladım bile..


Vadide ancak iki mezar daha dolaşmaya fırsatım kaldığından ve uzun kuyrukları aşarak içerdie çok oyalanma fırsatı bulamadığım vadiden aklım orada ayrılmak hiç içime sinmese de, grupla birlite otobüsümüze doğru ilerledim. Sırada Mısır'ın ilk kadın firavunu Hatşepsut Tapınağı ziyaretimiz vardı...

Fasulye

5 yorum:

sufi dedi ki...

Mısır seyehatini bizlerle paylaştığın ve görmesek de bize rehber olup gezdirdiğin için teşekkürler.Sevgiler dilek.Devamını bekliyoruz.

Erkanca dedi ki...

Sevgili Fasulye böylesi güzel bir tarihi gezip görüp bizler ile paylaştığüın için çok teşekkür ederim sana. Sevgiyle kal.

sanem dedi ki...

Fasülyecim okurken resmen büyülendim sen kimbilir ne duygular yaşamışsındır,zaten belirtiyorsun inşaallah yine gidersin.çok çok teşekkürler bizimle paylaştığın için sıradaki yazıyı bekliyoruz:)

Fasulye dedi ki...

@sufi, gerçekten rehberlik edebildiysem ne mutlu bana.. en kısa zamanda toparlayıp devam etmeye çalışacağım..

@erkanca, ben çok keyif aldım umarım okuyanlarda benim kadar keyif alıyordur .

@sanem, evet umarım yeniden gidebilirim.. daha keşfedilecek çok şey var mısırda..

sevgiyle kalın
hepinize çok teşekkür ederim ilginiz için
fasulye

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Bilgiler için teşekkürler
Ben farklı bir rota ile tur yapmıştım. Gördüğüm ve rehberin anlattığı ama unuttuğum :) bilgileri tazelemiş oldum.Görmediğim yerler ile ilgili bilgi edinmiş oldum.

"En azından mezarın orjinal halinin bir kopyası yapılarak ziyarete açılmış olsaydı, bizler de o eski çağlara yeniden giderek bir kral mezarının nasıl dekore edildiğini kendi gözlerimizle görme şansına sahip olabilirdik diye düşünüyorum."
Tekrar giderseniz bilgi için:Kahire'de firavun köyü adında bir mekan hazırlanmış. Tutankhamon'un mezarının kopyasını görebilirsiniz.
http://www.drabuttv.com/belgesel/devami.asp?id=138