25 Şubat 2009 Çarşamba

GİZEMLİ MISIR GÜNCESİ (6)

Aşağı ve Yukarı Mısır'ın İlk Kadın Firavunu Olmak...

Eski Mısır Medeniyetinin sosyal yaşam tarzına dair pek çok bulguya erişilebiliyor olsa da yine de, kadınların bu büyük ülkenin tek hakimi olabilecek başarıya sahip olacaklarına dair pek bulgu olduğunu sanmıyorum. Yine de eski Mısır'daki evlilik kurumunun yapısı hakkında kısa bir bilgi ile belki de kadının toplum içindeki yerini az çok kestirebiliriz diye düşünüyorum. Toplumun en küçük parçasını oluşturan aile kurumunu oluşturmak için Mısır'da günümüzdeki gibi belediye memurlarının imzaları gerekmiyordu. Bir kadın ve erkek birlikte yaşamaya karar verdiklerinde, ikisinin de uygun gördüğü bir eve taşınarak ailelerini kurmakta serbesttiler. Herhangi bir anlaşmazlık durumunda ise yeni kendi istekleriyle evlerini ayırabiliyorlardı. Günümüz Türkiye'sinde bile ahlaki değerler grubundaki tabuları zorlayacak bu düzen bize en azından kadının eşini seçme hakkı olduğunu gösteriyor. Eşlerin kanuni hakları hakkında bir fikrim olmadığından, ayrılık durumundaki mal paylaşımı gibi konulara ne yazık ki giremeyeceğim.


Gündelik hayatta bu şekilde yürüyen aile kurumu firavun hanedanı açısından bu kadar olağan ve sade bir şekilde ilerlemiyordu elbette. Bir kere hanedanı ve soyun devamını korumak gerekiyordu. Bu nedenle çoğunlukla akraba ya da yarı akrabalarla evlilik söz konusu idi. Firavunlar birden fazla eşe sahip olabiliyorlardı. Biraz Osmanlı'yı çağrtıştıran bu düzende de elbetteki Osmanlı saraylarını aratmayacak entrikalar da yaşanmaktaydı. O günlerde saray magazini yazan bir muhabir olsaydı, elbetteki yaşananlar hakkında elimizde daha çok paparrazi rölyef ve hiyeroglif bulunabilirdi sanırım.



Hatşepsut veya Hatçepsut; Eski Mısır'da 18. Hanedan döneminde hüküm sürmüş kadın firavun. Annesi Ahmose (Ahmos/Yahmos) babası I. Tutmosis'dir (Tutmos/Akheperkhare). Hatşepsut'un iktidarda bulunduğu zaman dilimi konusunda çeşitli görüşler vardır. Bunlara göre: En erken M.Ö. 1503 yılında iktidara gelmiş ve en geç M.Ö. 1445 iktidarı son ermiştir.


Üvey kardeşi, babasının Mutnofret'ten olan oğlu II. Tutmosis ile evlenmiştir. II. Tutmosis’in ölümünden sonra hatçepsut kız evlat doğuramamanın vermiş olduğu başarısızlık hissi ile tahtı üvey oğlu III. Tutmosis’e kaptırmamak için dönemin baş rahibi ile bir anlaşma yapar. Ve kendini firavun seçtirir.


Sarayda bir kadın için bile güç savaşı sona ermiyordu. Hatşepsut geleneklere uygun olarak yarı akrabası ile evlenmiş ancak bu evlilik süresince ne yazık ki tahta geçecek bir varis doğuracak kadar şanslı olamamıştı, ya da belki bu onun gerçek şansıydı kimbilir.

I. Tutmosis'inde diğer firavunlar gibi Hatşepsut dışında da eşleri bulunmaktaydı, ancak hayata veda ettiğinde henüz tahta geçebilecek yaşta bir varisi olmadığından, birinin küçük prense vekalet etmesi gerekiyordu. Anşalılan o ki Hatşepsut bu fırsatı kaçırmayarak dönemin baş rahibi ile anlaşmış ve kendini tarihin ilk kadın firavunu seçtirmeyi başarmıştı. O dönemde rahipler Mısır'da sözü en çok geçen kişilerdi. Mimarlar ve rahiplerin Mısır'ın fiziksel ve idari yapısını yönettikleri bu gün bilinen bir gerçektir. Eski Mısır'da tahta göz diken birinin Baş Mimar ya da Baş Rahip ile arasını iyi tutması göz ardı edilemeyecek bir kozdu. Baş rahibin duvar rölyefleri ile halka duyuracağı kişi, hazırlanan tüm rölyeflerde Tanrıların onayını aldığını göstermesi halk için yeterli bir durumdu. Çünkü Baş rahip firavun ile Tanrı arasında köprüyü oluşturan kişiydi ve eğer Tanrılar birine hayat anahtarı (Ank) sunuyorlarsa o halde o kişiyi onaylıyorlar anlamına geliyordu.

Hatşepsut'un yaptığı da buydu. Baş rahibi ikna ettikten sonra, ondan kendisinin Tanrıların onayını aldığını ilan etmesini istedi. Halkın zaten buna itiraz etme gibi bir durumu söz konusu değildi. Bu anlamda belkide Mumya filminde konu edilen ve baş rahibi baştan çıkaran firavun eşi Ankhesenamen değil, Hatşepsut olmalıydı diye düşünüyorum, ne dersiniz?


Evli oldukları dönemde kocası bir dansöz olan Aset`i 2. eş olarak almıştır. İkinci eşle aynı zamanda hamile kalan Hatshepsut 2. kız çocuğunu, Aset ise ilk oğlan çocuğunu doğurmuştur. Bu çocuğu kendi çocuğu gibi seven Hatşepsut, kızlarının kendisinin aksine çok narin kızlar olmasından hoşlanmamıştır.

Uzun süren hakimiyet yılları boyunca barışçı bir politika izleyen Hatşepsut yalnızca isyan bastırmak için sefere çıkmıştır. Aset`in oğlu Tutmose III ün vezirini ve arkadaşlarını öldürmesi üzerine zehir içerek intihar ettiği iddia edilse de bu konuda herhangi bir delil yoktur. Pek çok kaynak Hatşepsut'un kemik kanserinden vefat ettiğini savunur.


Hatşepsut'un, yaklaşık 22 yıl süren iktidarı sonrasında yerine III. Tutmosis geçmiştir.

Hatşepsut betimlenen neredeyse tüm heykel ve rölyeflerde sakallı olarak gösterilmektedir, çünkü Eski Mısır'da sakal firavunun ayrılmaz bir parçasıydı. Bu nedenle tahta geçen tüm firavunlar bir takma sakal kullanmaktalardı. Sakal bilgeliği, asa ise gücü temsil ediyordu.

Hatırlayacak olursanız bir çok efsane de ak sakallı bilge dedelerden bahsedilir. Ak sakalları onların yaşanmışlıkları, tecrübeleri, yaşları ve bilgi birilimlerini temsil eder. Eski Mısır'da da sakalın anlamı buydu. Bilgelik.. Bu nedenle bir kadın firavunun takma sakal kullanması o dönem için hiç de garip bir şey değildi. Bu firavun şanından gelen bir özellikti çünkü.. Firavun heykellerini yakın mesafeden incelediğinizde, yüzün iki kenarında sakalın tutturulduğunu gösteren çizgileri farketmeniz mümkün..



Gelelim tarihin hırslı kadın firavunu Hatşepsut'un Krallar Vadisine çok uzak olmayan tapınağına.. Otobüsümüz tapınağın park alanına geldiğinde, kendisiyle aynı renkte bir tepeye sırtını dayamış olan tapınak gerçekten muhteşem gözüküyordu. Park alanından tapınağa gidene kadar olan geniş alanda bir küçük Mısır pazarı kuruluydu. Gözlerimiz tapınak da toprak yolda ilerlerken, sağımızdan solumuzdan koşturan satıcılara da laf yetiştirmemiz gerekiyordu. Aslında hepimizin gönlünde yatan alışveriş sevdası için ne yazık ki zamanımız yoktu. Bu nedenle azimli satıcıları aşarak hızlı adımlarla tapınağın merdivenlerine doğru ilerlemeye başladık. Geniş bir düzlüğün ardından tapınağın giriş şapellerine ulaşan merdivenler, aşağıdan baktığınızda artık ısınmaya başlayan hava ile birlikte az sonra biraz terleyeceğimizi işaret ediyordu. Geniş merdivenlerin iki tarafı, günümüzde özürlüler için merdiven kenarlarına yapılan düz yokuşlara sahipti. Bu yokuşlar orjinalinde mi vardı yoksa sonradan mı yapılmıştı bilemiyorum.

Tapınağın rengi hafif pembemsi bir renkteydi. Bu nedenle daha bir gizemli havası vardı sanki. Tanrıça Hathor'a adanmış bir tapınaktı burası ve tepenin yamacına oyularak yapılmıştı. Mısır'daki pek çok tapınak oradan oraya taşınan taş kütleleri yerine, bir tepeciğin içeri doğru oyularak yapılmasıyla oluşmuştur. Tıpkı bir heykeltraşın bir kaya parçasından ortaya çıkardığı şaheserler gibi, Mısır mimarlarıda tapınakları kayalara oyarak şaheserden fazlasını yaratmışlardı.

Hatşepsut Tapınağı da Mısır'daki tüm diğer tapınaklar gibi Nil örnek alınarak yapılmıştı. Tapınağı ortasından ikiye ayırıyormuş hissi yaratan merdivenler Mısır'ı doğusunu batısından ayırarak akan Nil'i temsil ediyordu. Bu merdivenlerden dümdüz ilerlediğinizde tapınağın ana sunağına, yani Nil'in kaynağı olan Tanrı'nın evine ulaşıyordunuz. Tapınağın şapellerine ulaştığınızda sağlı sollu dizilmiş sütunlar, Nil'in etrafındaki verimli topraklarda yetişen hurma ağaçlarıydılar. Bu betimlemeyi ilerleyen bölümlerde gezeceğimiz tapınaklarda daha net olarak görebileceğiz.

Hetşepsut bir kadın firavun olduğu için Tanrı'lardan çok Tanrıça motifleri ile süslenmiş bir tapınağa sahipti. Bu tapınak da Tanrıça Hathor için yapılmış bir tapınaktı.

Mısır mitolojisinde en önemli tanrıçadır. Hathor (Mısır dilinde Horus’un evi anlamında) samanyolu galaksisinin kişileştirilmesini temsil eder. Galaksimiz dünyadan ışıklı bir spiral şeklinde göründüğü için eski Yunan ve Latin dillerinde olduğu gibi İngilizce’de de “Süt gibi Yol” anlamına gelen Milky Way olarak adlandırılmıştır. Hathor bazı figurlerinde memelerinden süt akan ilahi bir inek olarak çizilir. Hathor en eski tanrıçalardandır. En azından M.Ö. 2700’lere kadar inek/boğa kutsallığı çerçevesinde, 2. krallık döneminde, hatta Akrep Kral döneminde bile(King Scorpion) (King Scorpion M.Ö. 5000’lere kadar gidebilir) Hathor’a tapıldığı tahmin ediliyor. Hathor, aynı zamanda Ogdoad kozmolojisi denilen antik Mısır yaratılış mitolojisindeki yaratıcı tanrı Ra’nın kızıdır. Hator aşk tanrıçası olarak da bilinir.Ayrıca müzik tanrısı olarak düşünürler. Hathor’un çok sayıda ismi vardır. Ancak 3000 yıldan beri en çok kullanılan isimlerinden biri Mehturt’dur (aynı zamanda Mehurt, Mehet-Weret, and Mehet-uret biçiminde de söylenir) ve “büyük tufan” ya da “büyük sel baskını” anlamına gelir ki bu da “süt gibi yol”a direk bir referans içermektedir. Samanyolu (Milky Way) gökyüzündeki bir suyolu gibi görülürdü, bu “göklerdeki Nil nehri”nde güneş tanrısı ve Mısır’a önderlik eden kral yelken açıp giderlerdi. Bundan dolayı , mehturt adı Hathor’un her yıl Nil’in taşıp sel baskınlarına yol açmasından sorumlu olduğu anlamına gelir. Bu adın gösterdiği başka bir şey de Hathor’un çok yakında olacak doğumun bir müjdecisi olarak görüldüğüdür. Amniyo kesesi yırtılıp da doğum suyu akar akmaz, bu çocuğun çok yakında doğacağını gösteren bir belirtidir.
Hathor aynı zamanda çöl bölgelerinin koruyucusu olarak da gösterilmiştir. (Serabet el-Kadim)


Bazı Mısırologlar, Hathor’un adına yapılmış olan tapınaktaki rölyefleri adeta elektrik lambalarına benzeyen bir yapay ışıkla ilişkilendirirler. Diğer bazı Mısırologlar ise bunun üzerinde bir yılanın doğum yaptığı bir lotus çiçeği olduğunu ileri sürüyorlar. (Hathor tapınağına bakınız)mısır antik efsane kenti Edfu'da Horus'un eşi olarak bilinir. Teb'de ölüm tanrısıdır ama genel olarak aşk, neşe, dans ve alkol tanrısı olarak kabul edilir. Tapınağı Denderah Tapınağı'dır.


Hatşepsut Tapınağı günün son ziyareti olacaktı bizim için, gerçekten uzun ve yorucu bir gün olmasına rağmen Eski Mısır'ı yaşamaya daha yeni başlamış gibi hissediyordum. Otobüsümüze bindiğimizde artık 3 gecemizi geçireceğimiz gemimize doğru yolculuk başlamıştı. Gerçekten Mısır'da olduğumu ancak bu günün sonunda anlayabilmiştim sanki.. Artık geri dönmek istemediğimi hissediyordum.. Keşke kalabilecek daha çok zamanımız olsaydı..

Bundan sonraki bölümde tapınaklara kısa bir ara verip, büyülü bir gemi yolculuğuna başlayacak ve hep birlikte Nil'in muhteşemliğine şahit olacağız...



Mısırlı Fasulye

3 yorum:

sufi dedi ki...

Gemide kaçak yolcular olacak (bizler)...

sanem dedi ki...

Sufi'ye katılıyorum kaçak yolcu olarak gözleyeceğiz,yaşadıklarına tanıklık edeceğiz.

sanem dedi ki...

Sufi'ye katılıyorum kaçak yolcu olarak gözleyeceğiz,yaşadıklarına tanıklık edeceğiz.