23 Ocak 2009 Cuma

BEN NERESİYİM, BURASI KİM (10)

Batık Kıta Mu'nun Çocukları Kitabının önsözünden alıntılar

"Batık Kıta Mu'nun Çocukları-James Churcward" Atatürk'ün 1935 yılında dilimize çevirtip incelediği kitaplardan biridir.

Kitabın önözünde aşağıdaki bilgiler yer almaktadır.

"...
James Churcward'ın elde ettiği veriler, Pasifik okyabusunda bulunan ve merkezi ekvatorun biraz altına düşen, büyük bir kıtanın varlığını ortaya çıkartmaktadır. Küçükte olsa hala bazı kısımları su yüzünde bulunan bu büyük kıtanın doğudan batıya uzunluğu yaklaşık 9500 km'dir.

Kıta günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce çok büyük depremlerle çökerek üzerindeki 60 milyon insanla birlikte kocaman bir sualtı mezarlığı haline gelmiştir. Bugünkü Paskalya, Tahiti, Smoa, Cook, Marshall, Gilbert, Caroline, Mariana, Hawaii ve Marquesa adaları bu kadim kıtanın sessiz mezarına bekçilik edercesine ayakta durmaktadırlar.

Yazar, bu çalışmasında özellikle Mu Uygarlığının koloniler halinde yayılışı ile yüksek Mu kültürünün dünyadaki izlerini ve etkilerini incelemektedir.

Bu çerçeve dahilinde kuzey ve güney Amerika, Atlantis, Batı Avrupa, Mısır, Hint, Babil, Uygur ve Anadolu uygarlıklarının kökeniyle ilgili çarpıcı tarihsel açıklamalarda bulunmakta ve insanlığın il yurdu ve anavatanı olan Mu'dan kalma bazı anahtar sembollerin yorumlarına da yer vermektedir.

James Churcward'ın arkeolojik tabletleri deşifre ederek aktardığı bilgilerden meydana gelen kitaplarının ülkemizde basılmasının çok ilginç ve önemli bir yönü bulunmaktadır.

Churcward'ın bu kıymetli eserleri ülkemizin 2000'li yıllarının başlangıcında okuyucuyla buluşuyor. Oysa bundan 68-70 yıl önce bu kitaplar ülkemize getirtilip Türkçe'ye çevriltilmiş, uzun uzun incelenmiş ve hakkında raporlar hazırlanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin mimarı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından okunmuştu. Dilerseniz bu vesileyle konu hakkında bazı bilgileri de sizlerle paylaşalım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en çok üzerinde durduğu ve merak ettiği konulardan biri de Türklerin ve Anadolu insanın kökleri ve atalarıydı. Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk'ün bu konuya olan ilgisi artarak devam etti. Ve bu amaçtan yola çıkarak Nisan 1930'da "Türk Tarih Kurumu" kuruldu.

"Bizim Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya'nın Altay yaylasında yetiştiği için kartalın meziyetlerini daha gençliğinde kazanmıştır. Ta uzakları görür, hızlı bir uçuşu vardır ve bu ruhu barındıracak kadar kuvvetli bir beden sahibidir."

Mustafa Kemal ATATÜRK

Yukarıdaki veciz ifadelerden, Atatürk'ün Anadolu halkının köklerinin Orta Asya'ya dayandığı konusunda şüphesi olmadığı anlaşılmaktadır. Fakat bu gerçekle yetinmek yerine, O bu konuda daha derin bilgilere ulaşmayı hayal ediyordu. Türklerin kökeni Orta Asya'ya dayanıyordu, fakat acaba Orta Asya halklarının kökleri nereye uzanıyordu?

1930'lu yılların başlarında emekli Generak Tahsin Mayatepek, Güney Amerika medeniyetlerinden olan Maya toplumunun dil ve kültürleriyle Anadolu ve Orta Asya kültürleri arasındaki benzerlikleri anlatan bir raporu Atatürk'e sundu. Raporu inceleyen Atatürk, bu konu hakkında daha kapsamlı araştırmalar yapmak üzere Tahsin Mayatepek'i Meksikaya ateşe olarak atadı. Tahsin Mayatepek Meksika'da yoğun bir şekilde araştırmalar yaptı. Araştırmalar ilerledikçe karşılaştığı bilgi ve veriler konunun başka yönlerine kaymaktaydı. Durumdan sürekli Atatürk'ü haberdar ediyorve yüreklenerek araştırmalarını sürdürüyordu. Daha sonra önce arkeolog William Niven'in Meksika kazıları sonucunda elde ettiği - günümüzden 13,000-15,000 yıl öncesine ait- tabletlerin deşifrelerine daha sonra James Churcward'ın Hindistanda bulup deşifre ettiği eski tabletlerin tercümelerinden haberdar oldu. Durumu öğrenen Atatürk, bu bilim adamlarının eserlerinin süratle elde edilip dilimize çevrilmesini istedi. O zamanın şartlarında 60 kişiden oluşan bir çeviri grubu tarafından bu eserler süratle dilimize çevrilerek Atatürk'e sunuldu. Kitapların tam metinlerinin yanısıra, başta Tahsin Mayatepek ve diğer araştırmacıların hazırladıkları raporlar da Atatürk'e ulaştırıldı. Atatürk konudan çok etkilenmişti. Raporları inceledi. Çeviriler üzerinde uzun uzun durup üzerlerine pek çok notlar alarak çalışmalarını sürdürdü.

Özellikle insanın yaratılışı, Mu'nun insanlığın ana yurdu olduğu, nüfusunun 60 Milyon olduğu, ilk insanın orada yaratıldığı, Mu'nun batış nedenleri ve göçleri, kolonileri; Orta Asya, Uygurlar ve Türklerle ilgili kısımların altlarını çizerek okumuş ve notlar almıştır.Ayrıca Mu kökenli özel ad ve sıfatlar ve bunların öz Türkçeyle karşılaştırılmaları, Mu'nun yönetim biçimi, güneş enerjisinin aydınlatmada kullanımı gibi konularla ilgili satılrların altlarını çizerek işaretlemiş, sayfa yanlarına kendi kalemiyle notlar almıştır.

James Churcward'ın Atatürk'ün okuduğu eserleri, Anıtkabir'deki Atatürk'ün kitaplarının bulunduğu bölümde durmaktadır. Kitapların Anıtkabir kütüphane numaraları : İngilizceleri 199-200-1301-1302 numaralarda, çevirileri ise 1482,1483, 1484 ve 1485 numaralarda kayıtlıdır.Anıtkabir'e gidenler bu eserleri camekanlı vitrininiçinde görebilirler.

Mustafa Kemal Atatürk'ün bu eserleri okuduğunu ortaya koyan en önemli belgelerden biri de "Özel İşaretleri ve Düştüğü Notlar ile ATATÜRK'ÜN OKUDUĞU KİTAPLAR (*)" isimli kitabın 376 ve 395. sayfaları arasında yer almaktadır. Bu sayfalarda Atatürk'ün tercümeler üzerindeki kendi kalemiyle yazdığı işaretler ve notlar da bulunmaktadır.

İlerleyen zaman içinde Tahsin Bey, tüm araştırma ve incelemelerini pek çok resim ve belgelerle birlikte Atatürk'e raporlar halinde sunmuştur.

Atatürk aramızdan ayrıldıktan sonra konu bir daha açılmamış, hazırlanan raporların akıbeti de meçhul bir hale gelmiştir.

Konuyla ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek için yaptığımız araştırmalar, bizi tarihç,-yazar Sayın Cemal Kutay ile karşılaştırdı. Kendilerine elimizdeki eserden ve serinin diğer kitaplarından bahsederek Atatürk'ün bu konudaki araştırmaları hakkında sorular sorduk. Yoğun çalışma temposu içinde olmasına rağmen bizlere faksla bu konudaki bilgilerden bahsettiler ve bu eserlein okuyucuya ulaşmasının çok yararlı olduğunu düşündüklerini söylerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Aşağıda Atatürk'ün tarih şuuru ve uygarlığın köklerine yönelik araştırmacı zihniyet konusunda Cemal Kutay'ın ifadeleri bulunmaktadır. Gösterdikleri ilgiye teşekkür ediyor, saygılarımızı sunuyoruz.

"Atatürk'ün özelliği, o yıllarda, Türklüğün asıl yapısı ve gelecekler adına kimsenin hatırlayamadığı hatta mevcudiyetini bile benimseyemediği ihtimallere uzanmış olmasıdır. O, Orta Asya'yı, insanlığın beşiği sayma duygusu içinde, o günlerin kervan yollarını da asla unutmayarak Türk kökeninin nerelere uzandığını merak etmiştir. Ve bu merak duygusunun sınırları içerisinde, tarihi gerçekleri arama güçlerinin ve genel kültürlerinin yeterli olduğuna inandığı insanlar arasında öylelerine vazife vermiştir ki, bunlar onun beklediklerini hayal kırıklığına uğratma yerine, umduklarını gerçekleştirme ümitlerini filizlendirmiştir. Bu tecelliler, dünyanın birleştiği Atatürk dehasının en dikkate değer varlık ispatıdır.

Bu duygu Atatürk'te öylesine derin ve canlı idi ki, o kısacık hayatında, aynı hedefe dönük, bir çok yakınlarını vazifelendirmiştir. Hasan Tahsin Mayetepek, Bedri Tahir Şaman, Remzi Oğuz Arık, Necip Asım Yazıksız, Zeki Velidi Togan hemen hemen hatıra gelen isimler arasındadır. Elinizdeki kitap; O2nun bu bakir tarafı, sizlerde doğruyu bulma arayışlarına devam arzusu yaratırsa vazifesini yapmış olur.

Emek sahiplerini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Cemal Kutay
Tarihçi-Yazar"

Yıllar önce Atatürk'ün ilgiyle okuduğu bu değerli çalışmalar, 65-70 yıllık bir gecikmeyle ülkemiz okuruna ulaşıyor.
..."
(*) Gürbüz Tüfekçi, Ankara 1983, Türkiye İş Bankası Yayınları


1 yorum:

sanem dedi ki...

Bu çok önemli konuyu bizlerle paylaştığın için teşekkür ederiz Fasülyecim emeğine sağlık,bu kitabı mutlaka bulacağım çevirisini ilk alınacak kitaplarım arasında olacak sağolasın.