27 Haziran 2008 Cuma

HAYRETÜL BETÜL'LERİM (3)

Spiritüellik, ezoterizm, kabala, reiki, fengshui derken bir başka deryada boğulmaya başlamıştım ki bu defa Antik Mısır Sırları adlı kitabın elime geçmesi ile bu defa zaten ilgi alanımdan hiç çıkmayan Mısırlıların Firavunlardan önceki medeniyetleri ve asıl öğretilerini öğrenmeye başladım. “Vay canına..!” bir kitaptı gerçekten.. Asıl Mısır Firavunların şaşalı yaşadıkları dönem değildi meğerse...Hatta Mısırlılara uzaydan gelen de olmamıştı... Bu konuya daha sonra döneceğim...
Van Daniken yanılıyordu yani..Açıklayacağım... Azz sonnraaa...
Mısırlıların ruhban sınıfı olarak adlandırılan sınıfındaki rahipler özenle seçiliyor ve özel eğitimlerden geçiyorlardı ki, bu eğitimler gerçekten yıllarca sürebiliyor, usta-öğrenci temeline dayanan bu eğitimin sonunda inisiye adı verilen ruhun bedeni terkedip yeniden bedene dönmesi aşamasına geliniyordu. Bu aşamada öğrenci büyük piramitlerin içinde adlarına kral kraliçe odaları denilen, ancak herhangi bir mumyaya rastlanmayan odalarda bulunan lahitlerin içlerine bir gece yatırılıyor ve inisiye olmaları bekleniyordu. Yani aslında gizemli büyük piramitlerdeki kral kraliçe odası sanılan pek çok oda (Keops ve diğerleri) firavunlar için değil bu tür araştırma ve eğitimler için yapılmıştı..
Ruhban sınıfındakiler hakla asla ilişkiye girmiyor, bu öğretiler gizli olarak sadece onlar tarafından bilinebiliyordu. Musa'nın asasını yılana döndürdüğünde, Mısır rahiplerininde kendi asalarını yılana dönüştürebildiklerini hatırlarsınız. Bu nedenle Mısır'ın asıl medeniyetinin yozlaşıp da firavunların debdebeli hayatlara geçip de kendilerini Tanrı ilan ettikleri dönemlerde ruhban sınıfından kalanlar firavunların danışmanları olmuşlardı. İşin özü firavun dönemlerinden önce, çok Tanrılı din daha Mısır’da başlamamıştı. Onlar tek Tanrı'ya ve hatta bizim Tanrımıza inanıyorlardı. İnisiye eğitimi alan rahiplere öğretilen pek çok isim günümüzde kullandığımız melek isimlerine bu nedenle çok benzemektedir. Ancak daha sonra ki yüzyıllarda firavun hanedanlarının başlamasıyla bu melek adlarının ve rahip adlarının pek çoğu tanrısallaştırılmış ve heykelciklere verilerek tapınaklardaki yerlerini almışlardı.
Tam bu konudaki bilgimi genişletme aşamasına geçmiştim ki, bu defa da Mısır Medeniyetinin aslında bir çoklarının söylediği gibi yoktan hoop diye varolmadığını yine bir çok kişinin düşündüğü gibi bir efsane değil gerçek olan Mu Kıtasından göçen ruhban sınıfı tarafından oluşturulmuş bir medeniyet olduğunu öğrendim.. Yani tarihte geriye doğru bir yolculuğa çıkmış gibiydim..
İşin içine Mu Kıtası girince bu defa Atatürk'ün yapmış olduğunu bildiğim araştırmaları aklıma geldi.. Daha önce okuduğuma göre Mustafa Kemal Türklerin kökeni hakkında pek çok araştırma yaptırmış ve bu konu ile ilgili de pek çok aydına görev vermişti. O dönemde Tahsin Mayatek Atatürk için James Churchward tarafından yapılan Mu Kıtasına dair araştırmaları Türkçe'ye çevirmişti. Şimdi bir kısmı TBMM Müzesi bir kısmı da Anıtkabir'de bulunan bu notlar, maalesef Kenan Evren tarafından” haklın okuması uygun bulunmadığı” için okunamıyor. Ancak Cruchward'ın dünyanın pek çok bölgesinde takip ettiği izlerin sonucunda bulduğu tabletlerde Mısır, Maya, Aztec, Kızılderililer ve Budistlerin Batık Kıta Mu'dan göç eden rahipler olduğuna dair ip uçlarına rastlanmaktadır. Mustafa Kemal tabletlerde yer alan pek çok kelimenin Türkçe'de var olan bir çok kelimeyle çok benzediğini ispatlayan notlar almış ve o dönemde Türk Dil Kurumu'nun kurulmasını talep ederek bu konuyla ilgili araştırma komisyonları oluşturtmuştur. Mustafa Kemal'in vardığı sonucun ne olduğunu bilemiyorum ama konu giderek ilginçleşmeye başlamıştı benim için.
Dünya da pek çok piramit olması örneğin inkalar, mısırlılar, mayalar vb bu insanların birbirlerinden oldukça uzakta bölgelerde yaşamaları ve birbirileriyle iletişim halinde olduklarına dair gerek yaşadıkları tarihlerin uyuşmazlıkları, gerekse başka bir delile rastlanmadığından aynı kökten gelmiş olabileceklerine dair bir kanıt olarak gösterilmektedir.
Varılan sonuca göre Mu Kıtası şimdiki Kuzey Amerika'ya yakın okyanusun ortasında bir kıtaymış ve onlar evrenin enerjisi, öte alemlerle bağlantı kurma vb bir çok tekniğe sahip olduklarından (ve bu arada bizimle aynı Tanrıya inandıklarından) dolayı Mu Kıtası yok olmadan binlerce yıl önce kıtanın yok olacağını bildiklerinden bu öğretilere haiz ruhban sınıfını yavaş yavaş çevredeki kıtalara göç ettirerek dünyanın dört bir yanına göndermeyi başarmışlardır. Yine Mısırlılarda olduğu gibi halka asla açıklanamayan bu gerçek neticesinde Mu kıtasının yok oluşuna neden olan tufanın ardından yeryüzünde Mu kıtasının yerli halkından çok ruhban sınıfından olan pek çok insan yaşamaya başlamış ve bunlar göç ettikleri yerlerde zamanla her biri kendi kültürünü oluşturarak öğretilerine ve tekniklerini kullanmaya devam etmişlerdir. Yüzyıllar içinde kulaktan kulağa aktarılan öğretilerin bir çoğu farkılaşmış olsa da hepsinin özünde evren ve enerjisinin yer aldığı bir gerçektir. Bu gün doğu felsefelerinin pek çoğunun özünde aynı mantığa dayandığını hepimiz bilebiliriz.
Hatta daha da ileri gidilerek Adem ve Havva'nın aslında bir yeryüzü cenneti olan Mu Kıta'asında yaşadıkları ve Kur'anda bahsedilen Adn cennetlerinin burada var olduğu iddia bile edilmektedir. Aynı şekilde Sümerlerin tabletlerinde cennet gibi olan Eden Bahçelerinden bahsedilmesi de ayrıca ilginç bir noktadır.
Mısırın bu gün bu kadar ilgi çekici bir yer olmasının temelinde piramitler ve hala bir çoğu hala çözümlenemeyen hiyeroglifler yatmaktadır. İddiaya göre bu hiyerogliflerin içlerine bu öğretiler rahipler tarafından gizlenmiş ve günlük hayat hikayelerini yansıtıyormuş hissi verilmek istenmiş. Mısırın ölüler kitabında anlatılan ölünün Maat'ın salonuna girişi ve vicdanı ile bir tüyün terazide ölçülerek sorgulanmasının hikayesi bizim inanışımızdaki cennet cehennem kapısındaki meleklerin sorgusuna çok benzemektedir. Mısır'a göç eden rahiplerin diğer yerlerden daha çok öğretiye yönelmesi sebebiyle Mısır diğer medeniyetlerden daha çok öne çıkmış durumdadır. Tarihte pek çok filozof ve hatta Hz. Musa'nın bile bu tapınaklarda eğitim aldığı iddia edilir. Musa bu nedenle Mısırlı rahiplerin yapabildiği bir mucizeyi Allah'ın izniyle gerçekleştirebilmiş ve asanın yılan gibi gözükmesini sağlamıştır. Örneğin Eflatun bunlardan biridir. Bu öğretilerin yer aldığı pek çok kitabında bu tapınaklarda yetişmiş rahipler tarafından yazılmasına rağmen İskenderiye Kütüphanesinin yanmasıyla yok olduğu iddiasıda bir başka rivayetidir.
Aztekler, inkalar, mayalar vb. medeniyetlerin çoğunda Mısırlılarla benzer astronomik bilgiler, matematiksel değerler ve takvimler kullanılmıştır. Daha önce dediğim gibi bunların tek bir kökenden geldikleri düşünülürse aslında pek çok soruya da cevap bulunmuş olmaktadır. Ama maalesef bu konudaki araştırmaların birbirinden kopuk ve az olması nedeniyle henüz kamuya açıklanmış net bir bilgi bulunmamaktadır.
Bu yazdıklarım bana mantıksız gelmemekle beraber henüz keşfine varamadığım ve kafamda oturtamadığım pek çok konu var maalesef ...
Geçtiğimiz yıl okuduğum ve buRAK özDEMİR tarafından yazılan "Tanrı'nın Doğum Günü" isimli kitap ise dumuruma dumur ekleyerek, kafamda birikenlerin bir çoğunun oturmasına bir çoğununsa iyice uçuşmasına sebep oldu maalesef... Bu kitaptan edindiğim bilgilerle yıllardır biriktirdiklerimin kıyaslanmasını da başka bir yazıya bırakıyorum o yüzden..

Saygı ve sevgiler
Meraklı hayalperest Fasulye

3 yorum:

Artificial dedi ki...

var ya böel iyi oluyomuş ya, özet ve öz bilgileri sömürmek...bu yazdıklarını ben de biliyodum ama şu bahsettiin kitaptan öğrendiklerini ve evvelki bildiklerini nasıl devüle ettiğini yazaresan çok makbule geçer... hakkaten çok merakttim ... !

Fasulye dedi ki...

Aslında haklısın beynimde birikenlerin hafiften dökülmesi oldu derin bi yazı olmadı kısaca toparladım.. ama hala aklımda ya şu yazıya şunu da ekleyseydim tarzından devinimler var.. sanırım hayretül betüllerim dizisi 4'den devam edecek :)

Fasulye dedi ki...

Sevgili Artificial, beni gaza getirdin neler birleşti kafamda hikaye nereden başladı yazmaya başladım, ancak okuduğum tüm kitaplardan özet geçemeyeceğim için internette okuduklarımı doğrulayan sitelerden derlediğim bilgilerle ilerliyorum şimdilik,zamanla yazıları kendi notlarımdan aktarma yaparak genileteceğim..
sevgiler