29 Ocak 2010 Cuma

BİR MASALMIŞ GEÇEN GÜNLER... KAÇ ÇATLAK VAR İÇİMİZDE...?

Bu sabah gazeteleri karıştırıyorum yine... Haberin birine takılıp kalıyorum.. "Burası Muz Cumhuriyeti değil!" demişti zamanında bir yetkili, aklıma o sözler geliyor.. Bu okuduğum haberlerin yaşandığı ülkenin benim ülkem olmasını da redediyor beynim.. Derhal bir masal uyduruyor..


Zamanlardan birinde bir ülkenin ulaştırmadan sorunlu bir bakanı varmış. İsmi Binali R. Hood olan bu bakan inancı tam, daima fakirin yanında, içi içine sığmaz, lafı da ağzında bi bakanmış.

Daima zenginden alıp fakire vermeyi ilke edinmiş ülke yönetiminde yer alanlar, bu ülkeye emeği geçmiş, çalışamaz hale gelip yasalar karşısında hizmetini tamamladıktan sonra emekli olup, üç kuruş maaşla geçinmeye çalışanlara diyecek de bir lafları olmadığı için, üzülmüş bir çalışma yapmışlar. Ne yapsak da biz bu ülkenin emeklisine daha çok para verecek bir kaynak sağlasak diye düşünürken, düşünürken, maliyeden sorunlu bakandan geçen yıl ülke bankalarının yüksek gelir elde edip palazlandıkları ile ilgili bir duyum almışlar. Tamam demişler o zaman biz bunların kazancının bir bölümüne ek koyalım, hem bunlar ellerine para geçince kendilerini bişey sanmasınlar. Zaten bankalar milletten onun vergisi, şunun harcı, kredi borcu diye diye habire para topluyorlarmış. Borcu olmayanı allayıp pullayıp borca sokuyorlarmış. Hazır halkta bankalara diş biliyorken, biri çıkıpta bunlar bizi soyarken siz nerdeydiniz demesinler diye bir plan yapmaya karar vermişler. Düşünmüşler, taşınmışlar bakmışlar bu bankalar her şube için aylık bir harç zaten ödüyorlar, biz bunu yıllık yapalım elimize topluca para geçsin, nasılsa bankalar zengin oldu onlara bir şey olmaz diye karar vermişler. Çünkü krizlerin teğet geçtiği ülke de öyle çok batan bi banka olmamış yıllar içinde.

Yetkili bir bakan çıkmış biz maliyeden sorunlu bakanla konuştuk, düşündük taşındık diye millete güzelce açıklamış, bankalara bir harç getirdik, bu harçla elde edilen gelirden de emeklinin geçimine katkı sağlayacağız. Öyle kimsenin çok bir itirazı olmamış.

Dedik ya bizim ulaştırmadan sorunlu bakanımız görev, vatan, millet, Allah aşkıyla dolu bir heyecan kumkumasıymış, ülkenin gazetelerinden gelen görevlilerle yaptığı bir görüşmede, konu nasıl olduysa dönüp dolaşıp bu harçlara gelince, böyle başarılı bir yönetimde görevli bir bakan olmanın verdiği haklı gurular başlamış konuşmaya..

"Bankalar geçen sene çok kazandılar, haliyle gözümüze battı bu bizim, halkı soyup soğana çevirdiler, elbet bunun bedelini ödeyecekler, yok yok bedel demeyelim zekat diyelim biz buna, Allah'ı da arkamıza alalım, adımlarımızı Allah yolunda atalım.

Biz fakirden alıp, zengine veren bir yönetim olduk her zaman, paramız da çok bizim.. Sanmayın bankalardan toplayacağımız üç beş kuruşa muhtacız, biz o parayla bizim bakanlıkta leblebi çekirdek alıyoruz. Yavaşlıyor haliyle biraz işler, arkadaşlar leblebi çekirdeğe dadanınca, ama gene de idare ediyoruz, arkadaşlara çalışın durmayın diyoruz.

Misal, uzaktan yakından bakanlığımla ya da benle bi ilgisi olmasa da konunun, deseler ki al Binali R. Hood bu parayı ülkenin bi derdine merdet, hiç durmam 1.000 km bölünmüş yol yaparım. Çar çur etmem, ziyan etmem.. Zaten her şeyi bölüyoruz biz bu ülkede, yolları bölmüşüz çok mu, kimin için yapılıyor bu yollar."

Tam kaptırmış kendini gidiyorken Binali R. Hood, gazetecinin biri dayanamamış sormuş : "Peki sayın bakan baş şehirde işçiler bir aydan fazladır sokaklardalar, haklarını arıyorlar, onlara para yok diyorsunuz? Nasıl oluyor bu iş? Hani zenginden alıp fakire veriyordunuz siz.."

Bakan hemen yanıtlamış : "Bakın arkadaşlar, öyle değil. Herkes hakkına razı olacak, nedir hak? Benim onun çalışmasına uygun gördüğüm bedel, razı olacak.. Hak derken celleşani Allah demiyorum çarpıtmasın kimse konuyu, sonra dini siyasete alet ediyorlar diyorlar, ayıptır, günahtır. Ben o işçilere veriyorum, vermiyorum değil ki di mi.. Az diyorlar, itiraz ediyorlar.. Toplumun huzurunu bozuyorlar bak, dükkanların önüne oturup çevreyi rahatsız ediyorlar.

Bu ülkenin daha önemli meseleleri var. Misal, onca yol yapıyoruz, bak albenisi yok üzülüyorum ben şahsen, eski sanıyor millet, bi elinize sağlık, hayırlı olsun diyen mi var? Yaptığımız her yola çiçek böcük doldurmak, bereketli ırmaklar akıtmak istiyoruz. Şindi her sene kaldırımları söküp takmayalım, ülkenin dört bir yanında sular fışkırtan havuzlar koymayalım, ülke dışlarından iki dakkada büyüyen ağaçlar getirtmeyelim mi? Bu millettin hakkı değil mi beraber yürümek, beraber ıslanmak bu cennet gibi yollarda.. Bak anlamıyorlar sonra..

Şimdi bankalar zekat versin, yarın gazeteler de versin diyebilirim misal ben, ulaştırma bakanıyım ama önemli değil, bankalar hakkında ahkam kesebiliyorsam, yarın kalkar gazeteler hakkında da konuşurum, özgür ve demokratik bir ülke burası, o zamanda sizden alır işçiye veririz dert etmeyin" demiş.

Bu masal keşke burda bitseymiş, ama bitmemiş böyle giderse de daha bitmezmiş. Öyküyü anlatanın masalı bitirmeye ömrü yetmemiş, arif olana bu kadarı da zaten yeter demiş.

Not : Bu masalda anlatılan kişilerin ve olayların gerçekle, gerçeklikle ve insanlıkla uzaktan yakından bir alakası yoktur.

Fasulye
------------------------------------------------------------------------------------------
Haberin Orjinal Metinleri
------------------------------------------------------------------------------------------

"14 Ocak 2009 - Banka Şubeleri Yıllık Harç Ödeyecek

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yeni bir uygulama olarak banka şubelerine yıllık harç getireceklerini bildirdi.

''Yeni bir vergi var mı?'' şeklindeki soru üzerine Babacan, eskiden bankalardan bir şube ilk defa kurulurken, şube başına 27 bin lira harç alındığını hatırlatarak, ''Şimdi bu harcı yıllık hale getireceğiz'' dedi.

Bakan Babacan, küçük yerleşim merkezlerindeki şubelere 24 bin, nüfusu 5 bin ile 25 bin olan ilçelerdeki banka şubelerine 36 bin lira, 25 binden büyük nüfusu olan yerleşim merkezlerine 48 bin lira yıllık harç getirileceğini söyledi.

''Bu da yine bütçe dengelerini koruma adına atılmış bir adım olacak'' diyen Babacan, bu harcın her bankanın, eski, yeni her şubesi için alınacağını bildirdi.

Bankacılık sisteminin genel karlılığını, bilançolarına bakıldığında, bünyelerini etkileyecek, genel iş yapma potansiyellerini etkileyecek bir sonuç da getireceğini kaydeden Babacan, ''Özellikle küçük yerleşim merkezlerinde bunu düşük tutmamızın sebebi de o kılcal damarlara kadar bankacılık hizmetinin gitmesini sağlamaya devam etmek'' dedi. "

------------------------------------------------------------------------------------------
29 Ocak 2010 - 'Bankalar zekatını verecek'

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, dün çok tartışılacak cümleler kurdu

Bankalara getirilen şube harcını “Bankalar çok kâr etti, zekatını verecek” şeklinde yorumlayan Yıldırım, TEKEL’le ilgili olarak da “Bizde para bol ama Tekel işçisi hakkına razı olacak” dedi

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleri ile biraraya gelerek, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Binali Yıldırım, hükümetin banka şubelerine 12 bin-200 bin arasında getirdiği harçlarla ilgili sorulara karşılık ilginç bir değerlendirme yaptı. Bankaların geçtiğimiz yıl çok yüksek kârlar elde ettiklerini ve getirilen harçla 400 milyon lira toplanacağını belirten Yıldırım, “Bankalar zekatını verecek. Bu da kazançlarının zekatıdır” dedi. Yıldırım, kendi bakanlığı için 400 milyon liranın leblebi-çekirdek olduğunu belirterek, “Biz bu parayla 1.000 km. bölünmüş yol yaparız” diye konuştu.

Bakan Yıldrım, bugüne kadar binlerce kilometre yol yaptıklarını ancak bu yolların albenisini sağlayan peyzaj, işaretleme gibi işlerine fazla dikkat etmedikleri için bu yolların görünmediğini söyledi. Bu amaçla 2010 yılında yolların çevre düzeni ve diğer cazibe özelliklerine eğileceklerini anlatan Bakan Yıldırım, yolların estetik tarafı ve makyajıyla da ilgileneceklerini belirtti. Yıldırım şöyle konuştu:

“Yolların albenisi konusunda yetersiz kalıyoruz. Yeni yaptığımız bir yolun çevre düzeni yapılmayınca yol sanki eski bir yolmuş gibi görünüyor. Bu yıl yolların estetik tarafıyla ilgili artan bir çalışma yapacağız.”

Yıldırım, “Bunun maliyeti ne olacak?” sorusuna, “Ucu açık. Ne kadar gerekirse” yanıtını verdi. Arkasından da, “Para sıkıntımız yok. Para bol, para bol” dedi. Bakan’ın bu sözlerine karşılık gazeteciler, “Tekel işçilerine gelince para yok diyorsunuz, yolları makyajlamaya gelince para bol diyorsunuz” dedi. Bunun üzerine Yıldırım ise, “Bakın arkadaşlar, öyle değil. Herkes hakkına razı olacak” şeklinde konuştu. "

--------------------------------------------------------------------------------------
• Zekat : Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören, İslam'ın beş şartından biri-TDK"

4 yorum:

Arzu Breda dedi ki...

Canım Fasulyecim;

Harika bir masalcısın sen ya.. :))
Aslında seni "Masalcı başı" olarak istihdam etmeli, bu masalın baş kahramanının başı.. :))
Aman aman!!.. Sakın duymasınlar.. Sonra çok kötü uyutursun bizleri masallarınla.. :))

"Haraç mezat" diye bir deyim biliyordum da, şimdi yeni bir deyim öğrendim senden..
"Haraç zekat"

Bir de şu meşhur deyimde geçen "hakkı" kim ola ki?.. :DD

O üretken beynine sağlık hayatım..
Mükemmel çalışıp, mükemmel üretiyor..

Sevgilerimle..

Arzu BREDA

Adsız dedi ki...

:))
bu ülkeyi kurtarmak masalcılarla ninnicilere kaldı ne yazık ki :) güleyim mi ağlayayım mı bilmem
fasulye

Sishyphos dedi ki...

Meddah orta oyunu mu ne öyle bir şey vardı hani.Bazen kendimizi o oyunların seyircisiymiş gibi görüyorum.Onlar oynuyor,yüzde 90 ımız aval aval dinliyor heee bak ne böyük adam diyor,geriye kalan yüzde 10 umuz ise çaresizlikten gülsek mi ağlasak mı bilemiyor.

Adsız dedi ki...

keşke oyun bittiğinde onlar sahneyi bizde salonu terkedebilsek :)
fasulye